Depresyon

Depresyon

Depresyon, bireyin kendini olumsuz duygularla baş başa bulduğu bir andan ya da kısa “depresif” hissedilen süreden ibaret değil sanılanın aksine bireyin günlük yaşamını derinden etkileyen, sosyal çevresinden uzaklaşmasına ve yaşamdan geri çekilmesine yol açabilen bir ruhsal sağlık problemidir. Depresyonun belirtileri arasında temel olarak sürekli veya zaman zaman üzüntü hali, kendine zarar verme düşünceleri, isteksizlik, enerji eksikliği, çabuk yorulma, geçmişte keyif alınan aktivitelere ilgisizlik, odaklanma güçlüğü, uyku düzeninde bozulmalar ve olumsuz düşüncelerde artış yer alır. Ancak, kesin bir tanı yalnızca uzman hekimler veya ruh sağlığı profesyonelleri tarafından konulabilir.

Depresyon, biyolojik açıdan beyindeki serotonin ve dopamin gibi nörotransmitterlerin dengesizliğinden kaynaklandığı yönünde açıklanmaktadır. Ancak depresyonun sağaltımında uzmanlar tarafından farklı yaklaşımlar kullanılmakta olup, bunlardan biri psikodinamik/ psikanalitik psikoterapidir. Psikodinamik yaklaşım, depresyonu yalnızca yüzeydeki belirtilerle sınırlamaz; kişinin bilinçdışı çatışmalarını ve erken dönem deneyimlerini derinlemesine inceleyerek ele alır. Bu yaklaşıma göre depresyon, genellikle içe dönük öfke, kayıp yaşantıları ve kendine yönelik olumsuz duygularla ilişkilidir. Psikanalizin kurucusu Sigmund Freud’un Yas ve Melankoli eserinde belirttiği üzere, depresyon sıklıkla sevilen bir nesnenin kaybından kaynaklanır. Bu kayıp, somut bir kişi ya da nesne olabileceği gibi, ideal benlik, umutlar veya beklentiler gibi soyut unsurları da kapsayabilir. Kişi, bu kayba karşı hissettiği öfkeyi kendine yönelterek depresif belirtilerin ortaya çıkmasına neden olabilir.